10.0
Toplamda 2 oy verildi.
Adblock Tespit Edildi! Adblock ile bu partı izleyemezsiniz. Lütfen reklam engelleyici eklentinizi devre dışı bırakınız ve sayfayı yenileyiniz!
Tokyo Monogatari
İMDb Puanı 8.3

Tokyo Monogatari

-

Tokyo Hikayesi

Müthiş bir dönüşüm ve modernleşmenin pençesinde bölünmekte olan Japonyadayız. Taşralı, emekli bir karı-koca, Tokyoda yaşayan evlenmiş çocuklarını ziyarete giderler. Gençler giderek hızlanmakta olan şehir yaşamının meşguliyeti içerisinde, onlarla ilgilenmektense birbirlerine pas edip kurtulma hafifliğindedirler. Sadece savaşta ölmüş oğullarının dul gelini yaşlı çifte şefkat ve ilgi gösterir. Evlerine döndüklerinde kırgın ve kafaları karışıktır. Çocukların titreyip kendilerine gelmesi için dramatik bir olayın gerçekleşmesi gerekecektir. Ülkesinin 50li yıllarda geçirdiği kültürel dönüşümün izini sürmekten yorulmayan Japon yönetmen Yasujiro Ozunun hem kendi başyapıtı hem de eşsiz ritmiyle, sinema sanatının en güzel filmlerinden biri.
  Tür: Dram
  1. Yasujirô Ozu’dan Noriko Üçlemesi
      6 ay Önce   230
    Yasujirô Ozu’dan Noriko Üçlemesi Her ne kadar Japonlara göre kendi tarihlerinin en iyi filmi 1954 tarihli Kurosawa filmi Yedi Samuray (Shichinin no samurai) olsa da dünyanın dört bir köşesindeki yüzlerce yönetmen sinema tarihinin en iyisi olarak Ozu’nun Tokyo Hikayesi’ni (Tokyo Monogatari) kabul eder. Kariyeri boyunca onlarca filme imza atan bu çekik gözlü, Noriko üçlemesinde aile bağlarını işlerken kendi yaşantısından da kesitler sunmuştur. Altmış yıllık yaşantısı boyunca hiç evlenmemiş ve annesiyle yaşamış; çektiği bu üç filmde de evlendirilmeye ve evlenmeye çalışan Noriko karakterini anlatırken kendinden pek çok şeyi filmlerine katmıştır. Kullandığı metotlarla kendisinden sonra gelen pek çok yönetmene ilham vermiştir. Film setlerinde ve İkinci Dünya Savaşı sırasında orduda geçen ömrünü savaş sonrasında Japon halkının batılılaşması ve kültüründen uzaklaşması üzerine eserler vererek tamamlayan Ozu için yönetmenlerin atası sıfatını kullanmak hayli uygun kaçar. Sinemaya katkısı hem nitelik hem de nicelik bakımından tartışılmaz olan bu ismin mezar taşında ise ismi yazmaz; taşa kazınmış tek şey “mu” (hiçlik anlamına gelir) sembolüdür.
    Béla Tarr Sinemasına Nereden Başlamalı
      6 ay Önce   127
    Béla Tarr Sinemasına Nereden Başlamalı Durmaksızın yağan yağmurun etkisiyle sokakları çamura bulanmış küçük Macaristan kasabalarından ibaret siyah-beyaz bir dünya. Sinema tarihinde çok az yönetmen, Béla Tarr’ın yaptığı gibi kendine özgü, bütünlüklü bir evren yaratabilmiş ve bu evrenin özelliklerini filmografisinin büyük bir kısmına doğru genişletebilmiştir. Görsel anlamda böylesi puslu bir dünya yaratan Tarr, bu dünyayı çok belirgin, neredeyse imzasına dönüşen teknik tercihlerle filme alır. Bunların başında gelen de elbette uzun planlar. Yönetmen bu tercihini, plan uzunluğunun şiddeti, gerilimi, titreşimi, derinliği üzerinden açıklar. Genele bakacak olursak da Tarr’ın sineması tam olarak şiddet, gerilim ve derinlik üzerine kuruludur. Bu duygular da kökenini, yönetmenin kariyer seyrini göz önünde bulundurup söylersek, önce sosyal ve toplumsal sorunlardan, devamında ise bu sorunların ontolojik kavramlarla harmanlanmasından alır.
    En İyi 10 Varoluşçu Film!
      2 ay Önce   47
    En İyi 10 Varoluşçu Film! Varoluşçuluk, Fransız felsefeci Jean-Paul Sartre’ın “varoluş özden önce gelir” deyimi ile açıklanabilir. Buna göre varoluşçuluk fikir yapısında bir insan kendi sonuna sahip değildir çünkü insan varlığı sadece kendisinden öte diyazn edildiğinde hayata geçer. Varoluşçu felsefeye göre bir insan yaşamadan önce de vardır ve yaşantısına anlam katmak zorundadır çünkü o, sadece kendine ne yapıyorsa odur.
    Dahi Bir Avangart Sinemacı: Yoshishige (Kiju) Yoshida
      7 ay Önce   131
    Dahi Bir Avangart Sinemacı: Yoshishige (Kiju) Yoshida Yazımıza hemen Yoshida’nın hayatı, kariyeri ve sineması üzerine bir şeyler karalamaya başlamadan önce aslında merak edilen soruya cevap vermek doğru olacaktır. Çok büyük bir ihtimalle bugüne kadar adını dahi duymadığınız bir yönetmenle ilgili böylesine geniş çaplı bir yazıyla karşılaşınca haliyle yönetmenin kim olduğunu merak ediyorsunuzdur. Ama bir yerden sonra esas merak edilen şey neden bu yönetmeni yazımıza konu olarak seçtiğimiz. İlk olarak söyleyebileceğim şey aslında Yoshida’nın, adı sinema tarihinde sıklıkla geçmesi gereken biri olmasına karşın bu derece unutulmuş olmasına duyulan üzüntüdür. Çünkü yönetmenin ortaya çıkardığı işler ve sinemaya yaklaşımı bakımından eksiksiz bir usta ve de dahi olduğunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Bir diğer söyleyebileceğim şey de yönetmenle ilgili sadece Türkçe’de değil özellikle bu konuda oldukça geniş bir arşive sahip Fransızca ve İngilizce dillerinde yayın yapan mecralarda da herhangi bir derli toplu bilginin bulunmuyor olması. Elbette bu bizlere yazıyı hazırlarken çok büyük zorluklar olarak geri döndü. Ama her şeyden öte yönetmeni seçmemizdeki en önemli faktör Yoshida’nın yıllar önce temellerini attığı sinemasal kuramı bugün yeniden dillendirmeyi ve üzerine düşünmeyi istememizdir.
Yorum Alanı

Lütfen Yorum Öncesi İşlemi Gerçekleştiriniz 79 + = 86